29.09.2016

Hamile Giyim Alışverişi {Büyük Beden Hamile Kıyafetleri}

Merhaba! diyerek başlamak istiyorum bu yazıma. Beni tee 2008'de bu blogu yazmaya başladığım zamanlarda takip edenler az çok hatırlar, ben zayıf birisi değilim, gayet tombulum. Kendimi bildim bileli hep iri veya kiloluydum. "Yaa bak şimdi şu dönem çok zayıf oldum, çok fit oldum valla bak", dediğimde bile 65 kiloydum siz düşünün. Benim bununla çok bir sorunum olmadı, kendiyle barışık ve kendini seven, yapı olarak da kendine güveni kolay kolay sarsılacak birisi değilim. Elbette sağlık için defalarca diyete girdiğim, başarılı veya başarısız olduğum dönemler de çok oldu. Neyse, bu apayrı bir yazı konusu. 

Gelelim bugünkü yazıma. Hamilelik sürecimde çok az kilo aldım ben. Hatta ilk trimesterde kilo verdim. Genelde kilolulara öyle olurmuş. İlk 4 ay kendi kıyafetlerimi aynen giymeye devam ettim. Sonrasında göbeğim çıktıkça, çocuğu sıkıştırmak istemediğim için hamile kıyafetlerine geçmeye karar verdim. Giyim tarzı olarak, kendimi bildim bileli spor/casual giyinen biriyim. Yani beni genellikle düz hafif spor ayakkabı, babet, kot pantolon, gabardin pantolon, t-shirt, hafif gömlekler veya bluzlarla görürsünüz. İş sebebiyle daha düzgün giyinmem gerektiği zamanlardaysa tek parça düz elbise gibi şeyler kullanırım. Çizgi/kare/puantiye dışında nadiren desen severim. Hamileyken de çoğunlukla tayt+gömlek+tshirt veya kot+kazak şeklinde takıldım.



Hamile kıyafeti bakmaya başladığımda kendime göre doğru düzgün bir şey bulamadım. Her yerde ya teyze işi büyük bedenleştirilmiş garip kaygan kumaşlardan hamile kıyafetleri veya esprili/baskılı şeyler vardı ve hiçbiri tarzıma uygun değildi. Tek tük beğendiklerimin de bedenini bulamıyordum çünkü Türkiye'de XL/XXL hamile kıyafeti gibi bir anlayış pek yok. Hamileyseniz S/M beelki L olmak durumundasınız. 

Alışverişte ilk baktığım yer Asos oldu. Çok kaliteli olmasalar da geniş bir hamile giyim koleksiyonları var. Buradan bolca tayt, hamile çorabı, uzun bluz tarzı şeyler aldım.

Next'i belki hatırlarsınız. Bundan 6-7 sene önce Türkiye'de de mağazaları vardı. Çok seviyordum ve anlayamadığım bir şekilde Türkiye'den çekildiler. Daha sonra www.nextdirect.com adresinden belirli bir tutar üzerine Türkiye'ye ücretsiz gönderim yapmaya başladılar. Buradan alıyorsunuz, 5 gün içerisinde kapınıza Yurtiçi kargo veya Sürat kargo ile ürünler geliyor, ben sistemi çok sevdim. Çok geniş bir hamile koleksiyonu olmasa da, güzel tarzda hamile iç giyim, hamile pijama ve hamile spor giyim ürünleri oluyor Next'de. Özellikle emzirme atletleri ve pijamaları çok kaliteli, Türkiye'de satılan birçok markaya göre de fiyatları uygun bile kalıyor, buradan baya bir alışveriş yaptım. (Hatta çocuk alışverişinde de sıkça tercih ediyorum.)


Hatta benim aldığım emzirme pijaması hala satıştaymış :)

LCW de hamile kıyafetleri açısından bir memba ama birincisi bazı kıyafetler çok baskılı/desenli, bir de tam pamuklu kumaş bulmak zor oluyor. Genelde sentetik/polyester kumaşlar kullanıyorlar. Yine de buradan da üst hamile giyim almıştım. Avantajı çok ucuz olması. 

Marks&Spencer'ın İngiltere mağazalarında hamile koleksiyonu var ancak Türkiye'de maalesef satışta değiller. Yani en azından İzmir M&S mağazalarında satış yok, İstanbul'da belki vardır. Ben de M&S İngiltere sitesinden birkaç hamile kıyafeti aldım ve getirttim.


Bunun dışında yine İngiltere Mothercare mağazasında da hamile koleksiyonu var ama TR mağazalarında pek çeşit yok. Tek tük gecelik, mayo gibi şeyler gördüm İzmir mağazalarında sadece. Fiyatlar çok yüksek. Eğer benim gibi yılların online alışverişçisiyseniz, Ebay'de çok komik rakamlara ikinci el hamileye kıyafetleri bulabilirsiniz. Ben bu şekilde 1-5$ arası birçok şey buldum, hatta daha sonra bunları sattım bile :)

H&M hamile/emzirme giyimi açısından fiyat/performans olarak çok iyi. Kalıpları da oldukça geniş. Bir de online satışları olsa tadından geçilmeyecek ama maalesef henüz yok. 

Ayakkabıda Skechers'tan şaşmadım çok soğuklarda ise spor botları tercih ettim. Annelikle ilgili yazılarıma devam edebilirim. Blogu biraz lifestyle tandansına çevirdiğimin farkındayım ama sıkılan bir ses versin!

Sevgiler,
MC

27.09.2016

MC ile kısa kısa.. #9

MC ile kısa kısa'ları yazmayalı çok olmuş, biraz serpiştireyim ortalığa şöyle bakalım.. 

Instagram'da miaumauve diye bir abla var, kendisinin göz makyajlarına hastayım. Bu da gözüme takılanlardan bir göz makyajı. Çok güzel ♥  Eğer takip etmek isterseniz Instagram'da "miaumauve" olarak aratabilirsiniz. 



Bu aralar L'occitane el kremlerine sarmış durumdayım. Fiyatlar diğer kremlere göre biraz yüksek gibi dursa da, nemlendirmeleri o kadar iyi ki, az kullanmanız yeterli oluyor. Malum anne bakımında insan öyle makyaj yapmaya pek vakit bulamıyor, bulsa da bebe parmak sokup makyajı bozuyor falan.. Haliyle kremler daha bir önemli hale geliyor. Hele defalarca el yıkıyorsanız ve havalar da serinlediyse, iyi bir el kremi bence olmazsa olmaz.


Zara, sonunda online satışa başlıyormuş Türkiye'de. Eh, geç bile kaldılar. Darısı halen online satış yapmayan H&M Türkiye ve Marks&Spencer'ın başına. Bu devirde online satış sistemi bence bir gereklilik. Ben oturduğum yerden tıklayıp almak istiyorum, neden gezmek zorunda kalayım ki? Gerçi alışveriş konusunda özellikle gezerek almayı sevenler de var ama bu benim tercihim tabii ki. 


Bu aralar anne ayakkabısı'nda favorim Skechers. Özellikle bağcıksız serilerinden Go Walk çok başarılı. Anneyseniz, bir elde bebe, bir taraftan puset, bir taraftan bir anne çantası, bir taraftan evden çıkma prosedürü derken ayakkabı bağlamak bir angarya gelebiliyor. Bağlayıp giyebilenleri takdir ediyor ve önlerinde saygıyla eğiliyorum ama benim mottom kendi hayatımı özellikle sadeleştirebilmek oldu. Bu Go Walk ayakkabılar sayesinde bir IKEA çekeceğiyle giyinip, kapıdan fırlayabiliyorum. Bebeyle yapılan uzun yürüyüşlerde de (n'olur uyusun yürüyüşleri) hiç ağrı çekmeden yürüyebilmek cabası. 

Parfümlerde yasemin kokusunu seviyorum, özellikle diğer aromalarla bastırılmadıysa ve direk yasemin kokusu bariz ise. Yves Rocher'de kısa bir süre önce bunu %50 indirimde yakalamıştım ve çok beğendim. Hafif bir koku denilemez ama yasemin seviyorsanız bir bakabilirsiniz. 

Watsons, Kıbrıs Şehitleri'nde kapanan Alins'in yerine büyük bir mağaza açmış. İzmir'de gördüğüm en büyük Watsons olabilir, mağaza ferah ve biraz "ay gezdikçe gezeyim" havası var, beğendim. 


Sıvı el sabunları güzel koksun istiyorum ve bu yüzden değişik bulduklarımı alırım genelde. Önceleri Body Shop'ta farklı sıvı sabunlar bulabiliyordum ama artık sanırım yapmıyor veya getirmiyorlar. Ben de Marks&Spencer sıvı sabunlara takıldım. Ara ara 3 al 2 öde veya %50gibi indirimlere girdiklerinde stok yapıyorum. 


Rossmann'ı gezmeyi çok seviyorum. Zaten bu Alman mağazalarına karşı bir takıntı var bende, Tchibo'nun da hastasıyım. Belki kimsenin düşünmediği garip şeyleri düşündüklerinden. Hele Tchibo'nun  organik pamuklu giysi serilerini çok seviyorum. Neyse, daldan dala atladım yine, bebe uyanmadan bitireyim şu yazıyı. Rossmann'da resimdeki bebek alışveriş çantasını galiba 13 TL'ye buldum. Bildiğin torba şeklinde, içinde minik bir cebi var ama yandaki askılar sayesinde pusete asılabiliyor. Sırt çantası taşımak istemediğim, pusetle kısa yürüyüşe çıktığım zamanlarda bunu alıyorum, çok rahat. 



Yine Rossmann'da Perlodent diş macunları uygun fiyatlı. Bu konuda doğru mu yapıyorum bilmiyorum ama bana bir "diş macunlarına fazla para verme, hepsi aynı işi yapıyor" tribi geldi. Önceden Theramed macunları kullanırdım, artık bunlara geçtim. Valla çok da memnunum ama bilemiyorum tabi. 

Emzirme sürecinde, kişisel bir tercih olarak deodorant/roll on gibi ürünlerden uzak kalmaya çalıştım. Biraz ananem usulüne geçtim. Koltukaltlarımı gün içinde birkaç kez Hacı Şakir sabunla sabunladım, sadece dışarı çıkacağım zamanlarda ise Sebamed'in aliminyumsuz bu sprey deodorantını kullandım/kullanıyorum. 

Daha da uzatırdım ama bebenin uyanmasına az kaldı, uyanmadan bir kahve içebilecek zaman da bana kalsın :)

Sevgiler,
MC

22.09.2016

Doğum Sonrası Saç Dökülmesi

Bu blogda uzun yıllarca hep daha iyi görünmekle ilgili şeyler yazdım. Kapatıcılar, saç ürünleri, derken rujlar.. Biraz da sevimsiz konulardan bahsedelim mi? Ne dersiniz :)

Annelikle ilgili yazı serilerim devam etsin o zaman. Gelelim hamilelik ve saçlara.. Hamileyken, hayatımda sahip olduğum en güzel saçlara sahiptim. Nasıl gürleştiler ve kalınlaştılar anlatamam. Hiçbir şey yapmadan dolgun görünüyorlardı. Ne çok sevinmiştim, "ay artık hep böyle olacaklar, yaşasın!" diye. Hatta bir ara o kadar gürleştiler ki, yıllardır uzun kullandığım saçlarımı kestirdim!! 

Oynatalım Uğur'cum..



Derken doğum yaptım.. Nee saç bakımı mı?! Saç bakımı, saçları havada topuz yapmak değil miydi? :) Bir süre sadece kafamda top şeklinde bir topuzla gezdim. Sonra bir gün acayip bir şekilde saçlarım dökülmeye başladı. Resmen kel kalacağımı düşünmeye başladım. Alnımın iki yanı komple açıldı. 


Bu arada saçlarım tekrar uzamıştı, veledin benden ayrı beş saniye durmadığı günlerin birinde soluğu kuaförde aldım. İçerideki boya/kimyasal kokularından etkilenmesin diye onu da sokmak istemiyordum, o dışarıda pusette ama tabii ben yokum diye kıyamet kopuyor. Bizimkiler eylemeye çalışıyor ama nafile.. 

Kuaförüme dedim ki, "kes bacım, kes!" başladı standart kesim ritüellerine, "abla dedim, yırtınıyor bizimki, allah ne verdiyse kes, en hızlı şekilde kalkayım buradan"! Aldı kadıncağızı bir panik, "MC", dedi, "ben böyle saç kesmedim". O kesmeye çalışırken tarağı kafama değdirdikçe saçlarım öbek öbek yerlerde.. Ne kadar çok döküldüğünü gören kuaför çalışanları birbirine bakıyor ama ben üzülmeyeyim diye bir şey de demiyorlar.. 

Hayatımın en hızlı saç kesimini o gün yaptırdım.. Halen kış, ama kafayı fönletecek vakit yok, bebe kucak istiyor.. Islak kafa fırladım kuaförden.. Ne gündü ama! :) Kısacık (tabii bana göre, aslında omuzlarımda!) saçlarla eve geldim. Bir tur ağladım, "ben kel kalıcam yahuuu" diye. Geçti gitti. 

Birkaç hafta daha aralıksız saçlarım döküldü. Baya da açıldı kafam ama düşünmemeye çalıştım. Sürekli zeytinyağı ve sarımsakla kür yaptı evde bizimkiler (asortik marka saç bakım zımbırtısını falan görmüyor gözü insanın o kadar çok saçı dökülünce). Bir de emzirirken kimyasallardan mümkün mertebe uzak kalabilme gibi bir mottom vardı. 

O döneme kadar şampuan ve saç bakım ürünleri olarak TONI&GUY kullanıyordum ve çok memnundum. Baktım dökülme azalmıyor, hepsinı bırakıp, Sebamed'in Her Gün Kullanım Şampuanı'na geçtim. Saç kremi, saç açıcı, sprey vb hepsini kullanmayı bıraktım. Doktorumun tavsiyesiyle de bazı doğum sonrası vitaminlerine de başladım. 

Artık hangisinin etkisi bilmiyorum ama, bebe 5. ayını doldurunca saçlarım minik minik çıkmaya başladı. Çok şükür ki açılan bölgeler kapandı. Şu anda ise havaya fırlayan ve şekil almayan diken diken saçlar olarak hayatlarına devam ediyorlar.. Arada "ay bunları şekle sokamıyorum" diye söyleniyorum ama aklıma M şeklinde kel kalan kafam gelince hemen susuyorum :) 


Kuaföre gelince.. O günden sonra tekrar gidecek vaktim olmadı, siz düşünün durumu! :)